Evli kadına soyadı müjdesi!

Evli kadına soyadı müjdesi!
Yazar aGRaSif

Evlilik öncesi soyadını kullanmak isteyen bir avukatın bireysel başvurusunu kabul edilebilir bulan Anayasa Mahkemesi, kocanın soyadını kullanma zorunluluğunun Anayasa’nın “kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlığını taşıyan 17. maddesinde tanımlanan manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkına yönelik bir müdahale oluşturduğuna hükmetti.

İstanbul Barosuna bağlı avukat olarak çalışan başvurucu, 2005 yılında evlendikten sonra evlilik öncesindeki soyadını kullanmaya devam etti. Yurt dışına çıkış işlemleri nedeniyle nüfus müdürlüğüne başvurarak evlilik öncesi soyadı ve evlilik soyadını beraber içeren kimlik belgesi alan başvurucu, diğer resmi işlemlerini evlilik öncesi soyadı ile yapmaya devam etti. Bu duruma bağlı olarak yaşadığı zorluklar nedeniyle evlilik öncesi soyadının kullanılmasına izin verilmesi talebiyle dava açan başvurucunun açtığı davalar reddedilince Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunarak, hak ihlalinin tespitini istedi.

Başvuruda, evlilik öncesi soyadını tek başına kullanmasına engel olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 187. Maddesi nedeniyle cinsel olarak ayrımcılığa maruz tutulduğu ve özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmediği belirtilerek, hak ihlali yapıldığı ve uğranılan manevi zararın tazminine karar verilmesi istendi. Başvurucunun, talebini kabul edilebilir bulun Anayasa Mahkemesi’nin “hak ihlaline” ilişkin kararı Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Özel yaşama saygı hakkı alt kategorisinde geçen “özel yaşam” kavramının AİHM tarafından oldukça geniş yorumlandığının belirtildiği kararda, bu kavrama ilişkin tüketici bir tanım yapmaktan özellikle kaçınıldığı vurgulandı. Bir kişiyi diğerlerinden ayıran ve onu bireyselleştiren niteliklerin hukuken tanınması ve bu unsurların güvence altına alınmasının son derece önemli olduğunun belirtildiği kararda, AİHM kararlarına atıfta bulunuldu.

MANEVİ VARLIĞIN KORUNMASI VE GELİŞTİRİLMESİ HAKKINA MÜDAHALE
Kararda, bireyin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir unsuru haline gelen, birey olarak kimliğin belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri ve vazgeçilmez, devredilmez, kişiye sıkı surette bağlı bir kişilik hakkı olan soyadının kişinin manevi varlığı kapsamında olduğunun vurgulandı. Kararda, kişinin cinsiyet, doğum kaydı gibi kimlik bilgileri ve aile bağlarıyla ilgili bilgiler ile bunlarda değişiklik ve düzeltme yapılmasını isteme hakkı bulunduğu kaydedildi.

Başvurucunun sadece evlenmeden önceki soyadını kullanmasına yetkili idari ve yargısal merciler tarafından izin verilmemesinin, kişinin kimliğinin belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri olan soyadının vazgeçilemezlik, devredilemezlik ve kişiye sıkı surette bağlı olma niteliklerinin kadının soyadı bakımından geçerliliğini etkiledi belirtilen kararda, uygulamanın Anayasa’nın “kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlığını taşıyan 17. maddesinde tanımlanan manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkına yönelik bir müdahale oluşturduğu ifade edildi.

İSİM HAKKINA YÖNELİK MÜDAHALE KANUNİLİK ŞARTINI SAĞLAMIYOR
Hak ve özgürlüklerin yasayla sınırlanması ölçütünün anayasa hukukunda önemli bir yere sahip olduğunun vurgulandığı kararda, başvurucunun evlilik öncesi soyadını kullanması yönündeki talebinin, ilk derece mahkemesince, 4721 sayılı Kanun’da evli kadının kocasının soyadı olmaksızın yalnızca evlenmeden önceki soyadını kullanabileceğine dair bir hüküm bulunmadığı belirtilerek, davalarının reddedildiği anımsatıldı. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası bir andlaşma ile bir kanun hükmünün çatışması halinde, uluslararası andlaşma hükmünün öncelikle uygulanması gerektiğinin anımsatıldığı kararda, AİHS’nin 14. maddesinin cinsiyete dayalı ayrımcılığı yasakladığı ifade edildi.

AİHM’in, kişinin soyadını özel hayat kapsamında değerlendirerek evli kadının kocasının soyadını kullanma zorunluluğunu özel hayata müdahale olarak kabul ettiğinin hatırlatıldığı kararda, “Uluslararası sözleşmelerin, evli erkek ve kadının evlilik sonrasında soyadları bakımından eşit haklara sahip olmasını öngören hükümleri ile evli kadının kocasının soyadını kullanması zorunluluğunu öngören iç hukuk düzenlemelerinin aynı konu hakkında farklı hükümler içermesi nedeniyle, ilgili sözleşmenin hükümlerinin somut uyuşmazlık açısından esas alınması gereken hukuk kuralı olduğu sonucuna varılmakla, başvurucunun manevi varlığı kapsamında güvence altına alınan isim hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı anlaşılmaktadır” denildi.

Başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine karar veren Anayasa Mahkemesi, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırması için yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili mahkemesine gönderilmesine hükmetti. Kararda, dosyanın ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinin başvurucunun ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin olduğu belirtilerek, başvurucunun manevi tazminat talebi reddedildi.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
wpDiscuz